23 Şubat 2020 Pazar
Eleştiri hastalığı sektör yaratır mı?

Eleştiri hastalığı sektör yaratır mı?

Türkiye’de gerek siyasetin, gerekse vatandaşın kendi arasındaki konuşmaları şöyle bir hafızanızdan geçirin. En büyük sorunlarımızın başında ne geliyor? Sürekli eleştiren ama çözüm üretmeyen yapımız.

Bugüne kadar iktidarıyla muhalefetiyle bir kenara, iş hayatında bile işleyişte başımızın en büyük sorununu bu oluşturdu. Ne yazık ki bu özelliğimiz de bize büyük ölçüde zaman ve para kaybettiriyor.

Peki bunu bir sektöre çevirmek mümkün mü? Yani kusur bulma ve bunu ortaya koyma üzerinden Türkiye’de bir sektör yaratabilir miyiz? Hem de bu sektörü yeni ekonominin en çok ihtiyacı olan bir konuda, Türkiye’yi marka haline getirerek katma değer elde edebilir miyiz?

Aslında bu konuyla ilgili bir öneri var. Türk insanının bu özelliğinden yola çıkan ve bu tavrın olumluya çevrilebileceğini belirten bir konuğu, geçtiğimiz hafta radyo programımda ağırladım.

Yazılım Test ve Kalite Derneği Başkanı Koray Yitmen nezdinde dernek bu özelliğin yazılım testlerinde rahatlıkla kullanılabileceğini ve Türkiye’nin bu konuda bir marka olabileceğini belirtiyor.

Batıda yazılım geliştirenlerin ülkelerinde bu işi 10 birime yaptırırken, Hindistan’da 2 birime çözdüklerini söyleyen Yitmen, test kalitesinin yeterli olmamasının gelen talepler doğrultusunda Türkiye’de fırsata çevrilebileceğini söyledi.

Türkiye’de testlerin son derece nitelikli yapıldığını ve geliştirmelere katkı sağlanabileceğini ifade eden Başkan Yitmen, 5 birime rahatlıkla hizmetin verilip, dünyanın bu konuda bilirkişisi, uzmanı ve çıkan her yazılımın test edilebileceği bir saha olunabileceğini belirtiyor.

Bence son derece dikkate alınması gereken, cazip bir öneri. Elbette Koray Yitmen, bunun bir fasoncu zihniyetinde de yapılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Türkiye’nin doğru bir stratejiyle dünyadaki tüm gelişmeleri önceden test etme fırsatı yakalarken, bunun yazılım sektörünün gelişimine de büyük katkı sağlayacağına inanıyor.

Made in Turkey’in bir süreç ve zaman gerektireceğini, ama rahatlıkla ülkeyi bir test merkezi haline dönüştürerek marka olunabileceğini söylüyor. Şu konuda yanlış anlaşılmaya mahal vermek istemem. Yitmen, işi gücü bırakalım da buna odaklanalım demiyor.

Sadece diğer gelişmelerde yol alırken, yepyeni bir sektör yaratabileceğimizi ve burada yakalanacak kredibilitenin Türkiye’de üretilen yazılımlar başta olmak üzere, her türlü mal ve hizmetin bedeline, algısına yansıyabileceğini vurguluyor.

Hatta Yitmen, işe oyun sektöründen rahatlıkla başlayabileceğimize de dikkat çekiyor. Ne dersiniz? Düşünmeye ve üzerinde çalışmaya değmez mi?

14.01.2020 (Çetin Ünsalan)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Bak postacı geliyor

Herkes mutluysa sokaktakiler kim?

Reel sektöre gaz vermeyin

İhtiyaç hasıl olunca...

Eloğlu akıllı

100 milyar dolarlık soru işareti

Hisarcıklıoğlu’nun ev ödevi

Cebe açılan kanal

Asgari ücretle övünmek