29 Mayıs 2020 Cuma
ÖRNEK BİR VATANSEVER

Ali Ayhan Özçubukçu

ÖRNEK BİR VATANSEVER

26 Temmuz 2007 yılında, elim bir trafik kazasında kaybettiğimiz Prof. Cihat Özönder, bu ülkenin yetiştirdiği örnek Türk Milliyetçilerindendi. İnsani özellikleri açısından gerçek bir beyefendi, akademisyen olarak, bilgili, dikkatli ve çalışkan, siyasi yönüyle tahlil ve tespitleri gerçek anlamda  isabetli, belirlediği hedefler açısından son derece gerçekçiydi.

Ülkemizin en fazla ihtiyaç duyduğu, bilgili, dürüst ve samimi siyasetçi türünün çok nadir görülen örneklerinden biri olmasına ramak kalmıştı. Maalesef kendisini kaybettik. 2007 yılında yapılan genel seçimlerde İstanbul 3. Bölge 3. Sıradan milletvekili olmuştu. Mazbatasını almak üzere havaalanına giderken vuku bulan müessif kazada kendisi hayatını, ülkemiz, geleceğinin çok önemli siyasi bir şahsiyetini kaybetti.

Prof. Cihat Özönder’le 90’lı yılların başında ortak arkadaşlarımız vasıtasıyla KÖK-SAV’ a yaptığımız ziyarette tanıştım. Henüz yeni kurulan KÖK Stratejik Araştırmalar Vakfını, mükemmel bir düzeye getirmek için büyük gayret sarf ettiği, en küçük ayrıntıya dikkat etmesinden hemen anlaşılıyordu. Teknolojik yeniliklerin yeterince bilinmediği o yıllarda bile, mütevazi maddi imkanlarıyla en son teknolojik, sosyolojik ve siyasi gelişmeleri yakından takip ettiğine tanık oldum.

 Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra ortaya çıkan irili ufaklı Türk Devlet ve Topluluklarından gelen yüksek lisans öğrencilerini vakıfta görevlendirerek o bölgelerden sağlıklı bilgi akışını gerçekleştirdi. Tüm bilimsel verileri, ilgili birimlerle paylaşarak ülkemizin doğru ve dengeli politikalar üretmesine büyük katkılar sağladı. Konunun daha rahat anlaşılabilmesi için vakıfta şahit olduğum bir anekdotu nakletmek isterim.

Fransa Parlamentosun’ da Ermeni Soykırım yasa tasarısının gerçekleşeceğine dair haberler aylarca basınımızda yer aldı. Bu konuda ciddi bir çalışma yapılarak karşı tez hazırlaması gereken koskoca Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanlığı’nın yaptığı tek ve en önemli girişim, Cihat Hoca’yı telefonla aramak oldu. Tasarının görüşüleceği zamandan neredeyse 15-16 saat önce KÖK-SAV‘ı arayan Dışişleri Bakanlığı Yetkilisi bu konuda elde olan bilgi ve belgelerin kendilerine ulaştırılmasını istedi. Merhum Cihat Hoca sert bir şekilde adeta azarladığı şahsı vakfa davet ederek, aylar önce hazırladığı çok kapsamlı dosyayı verdi.  Bu konuda Dışişleri Bakanlığının gayri ciddi yaklaşımını tahmin ettiği için, büyük bir vatansever olarak meğer hazırlıkları önceden yapmış…

Türkiye’de soykırım yalanına dair yazılmış bütün ciddi eserleri KÖK-SAV bünyesinde yeniden basarak yayınladı. 22 Temmuz 2011 de kaybettiğimiz büyük Türk Milliyetçisi Necdet Sevinç, vakfın yeniden bastırdığı bu kitapları nasıl temin edebileceğini sordu. Bu kitapları set halinde bana da hediye eden Cihat Hoca’yı hemen arayarak Necdet ağabeyin arzusunu ilettim. Telefon numarasını alarak aradığı Necdet Sevinç’e hemen hediye ettiği seti gönderdi ve Necdet Sevinç’in ‘’ Arşiv Belgelerinde Tehcir” isimli telif eserin yazılması böylece gerçekleşti…

Her ikisini de Temmuzda kaybettiğimiz bu büyük Türk Milliyetçilerinin hasbelkader dayanışmalarına vesile olmak, hayatımda yaşadığım en anlamlı hatıralardan biri olarak kalacaktır.

Ankara’ya gittiğim zaman uğradığım vakıfta Cihat Hocayla; gündeme dair öne çıkan sosyal ve siyasi meseleleri değerlendirir, sohbet ederdik. Farklı konulara değinmemize rağmen kendisine sürekli aynı soruyu sorar ve cevabı merak ederdim. ‘’Türkiye Cumhuriyeti Devletin’ de Türklerin adından başka hiçbir şeyi yok’’ ekonomide, siyasette, tiyatroda, sanatta, üniversitede, bilhassa siyasal İslâm’ın etkili olduğu hiçbir alanda Türk’ lükten bahsedilemez. Tıpkı Osmanlının son 3 asrında olduğu gibi. Türklere layık görülen 2 meslek var. Çiftçilik ve askerlik. Bugünde hiçbir şeyin değişmediğini Osmanlı sevdalılarının soy kütüklerinden hemen anlayabiliyoruz. Bu minval üzere yaptığımız konuşmalardan, engin bilgisi ve tecrübesiyle Cihat Hoca’da bu görüşüme büyük ölçüde katılırdı.

Ülkemizin makus talihinin değişmesi için, siyasi mücadelenin şart olduğunu bildiğinden, 2007 yılında MHP listelerinden İstanbul Milletvekili adayı oldu ve seçildi. Tebrik etmek için telefon açtığımda, neredeyse seçildiğine sevinemeyecek haldeydi. Zira AKP’nin büyük bir oy alarak seçimi kazanması, kendisini fazlasıyla şaşırtmıştı. Bu sonucun gerçekleşmesinde MHP kurmaylarının halkın beklentilerine cevap veremeyen, tutarsız program ve uygulamalarından kaynaklandığına dikkat çekti. Ve bu kesimin kifayetsizliğini göz önüne alarak her hâlükârda MHP genel merkezinde görev almak istedi. Maalesef gerçekleştiremediği son arzusunda bu oldu…

29.07.2019 (Ali Ayhan Özçubukçu)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

YENİ PARTİLERİ BEKLERKEN 2- AKP’NİN DURUMU

FETÖ BORSASI VE BAŞKANLIK

HER KONUDA AYRIMCILIK

YAMUK BİR AŞK HİKAYESİ

GAZİANTEP İYİ PARTİ’DE BİLMECE

İYİ PARTİ'DEN BEKLENEN İYİ MESAJ

RANDEVU İÇİN ÇALIŞMAK

DALKAVUKLUĞA POYDOS

NECDET SEVİNÇ ADLI BİR EFSANE