19 Haziran 2019 Çarşamba
SÖYLEMDEN EYLEME ŞİDDET

Ali Ayhan Özçubukçu

SÖYLEMDEN EYLEME ŞİDDET

 

Yakın siyasi tarihimizde, marjinal gruplar dışında, gerginlik yaratan söylemler hiç tasvip görmedi. Toplumumuzda ezici çoğunluk şiddet ve kavgaya hep karşı oldu.

Mutedil siyasi partiler içinde konjonktürün zaruri kıldığı savaş tehdidi ya da milletimizi tahkire çalışan küstah davranışlara karşı yüksek perdeden nutuklar elbette irat edildi.  Şartların normalleşmesiyle sükunet, ifade ve davranışlara yansırdı.

Toplumsal huzur ve barışın tesisine çalışmak devlet adamı olmanın vazgeçilmez şartıdır. Devlet adamı dünle bugünü barıştırarak geleceğe emin adımlarla yürüyecek yolların taşlarını döşer. Devlet adamı kavgadan beslenmez; tam tersine, huzuru, istikrarı ve mutabakatı gerçekleştirerek insanları maşeri hedefler etrafında birleştirir. Toplumun tamamını şartsız ve ivazsız kucaklar. Gelişme, ilerleme, kalkınma yolunda rehberlik eder, teşvik eder, taltif eder ve daima teskin eder.  Aksine hareket eden, sıfatı, unvanı ne olursa olsun fenalık eder, musibete, felakete, yıkıma sebep olur. Bu sonuçlarla tanışmış ve bedeller ödemiş halkımız sağduyu denen pusulasıyla gerçek devlet adamlarını tespit ve tensip eder.

Bu uzun girizgâhtan sonra iktidardaki AKP ve minik ortağı MHP Genel Başkanlarının ayrıştıran, düşmanlaştıran üsluplarının verdiği mesajdan ancak tehdit, dayak, öldürmeye teşebbüs ve linç girişimi çıkar ve çıkmaktadır.

İkna yeteneklerini bilgiye ve tecrübeye dayandıramayan bu zihniyet erbabı “höt-zöt” yaparak, parmak sallayarak, muhaliflerini sindirmeye çalışır. Tehditlerini demeçlerinin içine gizleyerek yapan genel başkanlar, etraflarındaki besleme ve kapı kulları vasıtasıyla açık açık gözdağı vermekten çekinmiyorlar. Karanlıkta uzayan gölgesinden korkan bu babayiğitler(!) emirle gerçekleştirdikleri çirkin saldırılar sonrası, “Akıllanmazsa yenileri gelecek” ifadesiyle korku salmayı sürdürmek istiyorlar. Ancak bu mülevves tavırlar, bırakın endişeyi tam tersine öfke ve kızgınlığa sebep oluyor. Bu davranışı örgütleyenler, Türk Milleti’ni belli ki tanımıyorlar. Zorla ya da korkuyla Türk insanına hiçbir şey yaptıramazsınız.

Mesela Genel Başkan İsmail Koncuk, uğradıkları haksızlıklara ve AKP Hükümeti’nin hukuksuz tasarruflarına tepki gösterdi diye Kamu-Sen  Genel  Merkezi’ni bir avuç çakalla basmıştınız. Haklı taleplerini dile getirmelerine izin vermemiş; İsmail Koncuk ve Fahrettin Yokuş’u darp etmiştiniz.

Bilahare sırtınızı dayadığınız iktidarın şefaatiyle tüm muhaliflerinizi partinizden atmış; böylece koltuğunuzun bekasını sağlama almıştınız. Partiden uzaklaştırdığınız muhaliflerinizin muhtelif platformlardaki siyasi çalışmalarını sabote etmeye çalıştınız. Otellerde, kapalı salon toplantılarında kapı pencere kırarak gözdağı verdiniz. Bütün engellemelerinize rağmen bu partiyi ve bilhassa genel başkanını istiskal etmek için hiçbir fırsatı kaçırmadınız. Fakat gizli kapaklı yürüttüğünüz siyasi evliliğinizi Cumhur İttifakı adıyla kamuoyuna ilan ettiniz. Bu yeni süreçle adeta kudurmaya başladınız. Hakkınızdaki en basit eleştirilere tehditler savurdunuz. Maksadınızı anlayan, düşüncelerinizi çözen tüm insanları gazete ilanlarıyla hedef haline getirdiniz. Parti tabanınızın duyarlı olduğu kavramları fütursuzca kullanarak ve istismar ederek, AKP’ye muhafızlık görevini kusursuz bir şekilde yerine getirdiniz. Göze girmek adına, hüzün ve matemin gözyaşı olup aktığı” ŞEHİT CENAZELERİNDE”  bile çarpıttığınız kavramlar üzerinden tahrik ettiğiniz gençlerle,  muhalefet liderini linç etmeye kalkıştınız. Maalesef şehitlerimizle birlikte yürürlükten kaldırdığınız hukuk sistemini de toprağa verdiniz.

Kronolojik sırayla izaha çalıştığımız tüm müessif olayların en ön saflarında elleriyle BOZKURT işareti yapan gençleri gördük. Yapılan bu işaretler aynı zamanda bir yerleri de işaret ediyor!

Ve nihayet gerçek ülkücülerin abisi olan gazeteci yazar Yavuz Selim Demirağ’ın canına kasteden, şerefsiz ve kahpe saldırıyı da gördük. Tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu vakasında olduğu gibi, yakalanan failler ellerini kollarını sallayarak salıverildiler. Suçun cezasız kalması Cumhur İktidarın da namertliği teşvik gibi görünebilir. Ancak bu yapılanlar yeniden işlerlik kazandırılacak hukuk sistemi içinde kesinlikle cezasız kalmayacaktır.

Olaylara katılan ülkücülere gelince; Hiç ama hiçbir siyaset bezirganı “BOZKURTLARDAN” çakal çıkaramaz. 

23.05.2019 (Ali Ayhan Özçubukçu)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

ESKİ POLİTİKACILAR NE YAPILIR?

İSTANBUL DEĞİL TÜRKİYE

HAKİKİ MAĞDUR

KARAKOLDA DOĞRU SÖYLER MAHKEMEDE ŞAŞAR

ERKEK DEDİKLERİ (!)

CUMHUR KARŞITLARININ ORTAK ADRESİ

PROJESİ OLMAYANLAR

SANAT VE SİYASET

MAHDUMLAR VE DAMATLAR