17 Şubat 2020 Pazartesi
100 milyar dolarlık soru işareti

100 milyar dolarlık soru işareti

Son dönemde herkesin gündeminde dolar / TL kurundaki öngörüler var. Nitekim 6 TL’nin üzerine çıkınca ve tüm hamlelere rağmen tansiyon düşmeyince, yeniden dolar ne olacak sorusu gündeme oturdu.

Vatandaşından şirketlerine kadar herkes kendi arasında bunu konuşuyor. Çünkü toplamda herkesin pozisyonu açık. Bazı ekonomistler şimdiden 6 TL’nin son derece normal olduğunu belirtmeye başladı bile.

Peki dolar neden artar? Elbette virüs, İdlib’teki gelişmeler, bankacılık üzerindeki hamleler gibi nedenlerin payı var. Fakat meseleyi dönemsel gelişmelerden çok, temeldeki nedenler üzerinden yorumlamak gerekir.

Öncelikle şu tanımı en basit haliyle ortaya koyalım. Bu ülkenin dolar ihtiyacı var mı? Var... Pozisyon açıklarınızı ve geri ödemelerini dikkate alarak, ihtiyaç duyduğunuz kadar elinizde dolar yoksa ve bunu temin edecek turizm, ihracat gibi enstrümanlarınız bu açığı karşılamaktan uzak duruyorsa, ülkeye para akışı da beklenen seviyede değilse dolar artar.

Bunun için çok derin hesaplara, günlük gelişmelere bakmaya gerek yok. Bir ay içerisinde ihtiyacınız olan gelir ile, kesin giderleriniz arasındaki mukayeseyi yapıp, kendi bütçeniz ve alım gücünüz açısından basit bir hesap yaparsanız, nedenleri de bulursunuz.

Sizin kendi bütçenizde verdiğiniz açık ve karşılanamayan para ihtiyacı, aile ya da şirket kasasında ne tip sonuçlar doğruyorsa, ülkenin para dengeleri ve alım gücü açısından da sonuç aynı çıkar.

Türkiye’nin tasarruf miktarlarının da bankalar içindeki mevduat oranlarının da yetersiz olduğunu biliyoruz. Zaten bu da bizi dış kaynağa bağımlı hale getiriyor. Ayrıca bu tasarrufların 83 milyona eşit dağılmadığı ve nüfusun ilk 20’si ile son 20’si arasında 7,8 kat gelir farkı bulunduğu da büyük bir çarpıklığı ayrıca önümüze koyuyor.

Merkez Bankası’nın rezervleri de 31 Ocak tarihli son açıklamaya göre 102 milyar dolar seviyesinde. Bunun içinde kağıtları bir kenara atar, kullanılabilir olarak nitelendirilen nakit ve altını hesap edersek elimizdeki para 20 milyar doları aşmıyor.

Peki CHP’nin son ekonomik araştırması hangi sonuçları önümüze koyuyor? Vatandaşın bankalara kredi ve kredi kartı borcu, yine 31 Ocak tarihi itibariyle 610 milyar TL oldu. Bu da yaklaşık 100 milyar dolar eder.

Zamanında ödenmediği için takibe alınan krediler 5 Şubat itibariyle 152 milyar TL seviyesine çıktı. Yani yaklaşık yüzde 25... Öte tarafta döviz mevduatları 16,2 milyar dolar daha artarak 222 milyar doları aşarak dolara talebin de sürdüğünü gösteriyor. Böyle bir para var mı? Sadece kağıt üzerinde evet... Herkes çekmeye kalksa böyle bir kaynak da yok.

Raporda KOBİ’lerin borcunun da 615 milyar TL düzeyine yükseldiğine dikkat çekiliyor ki, bu da bir başka 100 milyar dolar demek. Zamanında ödenemeyin, takibe düşerek icralık olanlar ise yüzde 10’u düzeyinde.

Bu fotoğrafa rağmen bankalara kredi ver baskısının artması, özel bankalar frene basarken, kamu bankaları aracılığıyla fonlamanın fütursuzca ve ağırlıklı inşaat sektörü odaklı yapılması ve görev zararlarının da riskli hale gelmesi işin cabası.

Peki Türkiye ne yapıyor? Tüm varlıklarını içine attığı Varlık Fonu’na sınırsız borçlanma yetkisi getirmeye hazırlanarak, evdeki buzdolabını satıp, içeri kaynak sokmaya çalışan bir görüntü veriyor.

Şimdi tüm bunları alt alta koyduğunuzda yanıtı ekonomistlerden beklemeden siz verin. Doların artış trendinde olması, güncel gelişmelere mi bağlı, ekonomik gerçeklere mi?

13.02.2020 (Çetin Ünsalan)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Eloğlu akıllı

Hisarcıklıoğlu’nun ev ödevi

Cebe açılan kanal

Asgari ücretle övünmek

Gösterge, dolar eğilimi

Hileli baskül

Dış ticaret ne anlatıyor?

Virüs...

Georgieva’yı korkutan ne?