1 Aralık 2020 Salı
KOBİ’leri bataklığa itmeyin

KOBİ’leri bataklığa itmeyin

Türkiye’nin üretim gücünden bahsedeceksek, küçük ve orta boy işletmeler tartışmasız başlıklardan biridir. İstihdamdan dolaylı ihracata kadar bu noktaya yaptığınız her hata, yüksek bir fatura olarak ülkenin önüne gelecektir.

Zaten bugüne kadar yanlış üstüne yanlış yapıldı. Önce parasal genişlemenin gerçekleştiği ve TL’nin aşırı değerli olduğu dönemde ithalata kurban edildiler. Yine o süreçte ayakta kalmak uğruna borçlu bir yapıya büründüler.

Yetmedi; yüksek maliyetlerle birim kazançlarının her geçen gün eridiği ve birçoğunun ithalatçılığa ya da montaj üreticiliğine yöneldiği bir üretim yapısına neden olundu. Bitmedi, perakende satış noktalarının fütursuzca uygulamalarıyla tam bir kısır döngünün içine itildiler.

2008 krizinin ardından borçluluk oranları daha da arttı. Her fırsatta müjde diye sunulan kredilerle borç batakları büyüdü.  İş hacmi daraldıkça sorunlarını dinleyip, gerçek çözümler üretmek yerine yeni kredilerle buluşturuldular.

Bunların içerisinde kaçı alabildi, kaçı alamadı ayrı bir tartışma konusu, ama şu bir gerçek ki, BDDK’nın 9 Ekim 2020 tarihli verileri dikkate alındığında ticari ve diğer kredilerdeki takibe düşen tutar 132 milyar 207 milyon TL oldu.

Piyasanın kendi içinde yarattığı cari hesap üzerinden batık oranı ise tam olarak bilinmiyor. Konkordato sürecinden de yine en çok KOBİ’ler darbe yedi. Pandemi sürecinde de herhangi bir destek sağlanmazken, tek sunulan ötelenen borçları ve kredi olanağıydı.

Şimdi kredilerin taksit ödeme dönemi geldiğinde yine açmazları ile baş başa kaldılar. Peki ne oldu? Ne yaşadıkları, niye bu halde oldukları ve nasıl bu kısır döngüden çıkacakları tartışıldı mı? Hayır... Yine vergi ve prim yapılandırmasıyla mecali kalmayan firmalardan ödeme bekleniyor.

Kira ve günlük giderlerini karşılayamayanlara ise yine müjde adı altında kredi sunuluyor. Bir tarafta kamu bankalarının geri ödenmesinin mümkün olmayacağı bilinerek dağıttığı zararına krediler, öte tarafta kirası ödemek için kredi kullananlar. İşte bu kısır döngü sadece Türkiye’nin üretim gücüne darbe vurur.

Kısa vadede piyasayı hareketlendirmek ve rahatlatmak mı istiyorsunuz? Bir sanayicinin, süreci anlattığım toplantıda sorusunun öncesinde dile getirdiği şu talebi paylaşayım. Kredileri üreticiye verip daha çok batıracaklarına, perakendeciye versinler, ama ödemelerin de zincirleme biçimde bu parayla yapılmasını sağlasınlar, piyasa nefes alır.

Perakende noktaları ağırlıklı olarak yabancıların elinde. Yerli olanlar da onların çalışma düsturuyla ne yazık ki yıllardır üretici KOBİ’leri vadeleri açarak finansör gibi kullandı. Şimdi borcu geri ödeme zamanı. Bir sanayicinin gördüğün fotoğrafı ve olası çözümü ise ekonomi yönetimi görmekten uzak. Çünkü dinlemiyorlar.

Yapılan tüm toplantılar icraatın içinden tadında monolog biçimde geçiyor. Sadece ekonomi yönetimi konuşuyor ama taşın altında eli olana söz hakkı verilmiyor. Şimdi yine kredi vaat ediyorlar. Ne için? Günlük harcamaları ve kira ödemelerini yapabilmeleri adına... Yani yine gayrimenkul sektörünün finansmanı peşindeler.

Oysa bizim güçlendirilmiş bir KOBİ fotoğrafı ortaya çıkarmamız gerekiyor. Bu da gelişigüzel kredi vererek olmaz. Ancak bataklığa batmışın omuzlarından içeri itmek anlamına gelecek bu oyunla tehlikeli bir kulvara girersiniz.

Güçlenmiş, birleşmiş ve belki de yabancılarla pazarlık masasına oturacak KOBİ’lerin yok pahasına satın alınmasına neden olacaksınız. Türkiye’nin ihtiyacı olan ise onları birleştirerek, sermayelerini güçlendirerek, yabancı ortaklıklarla dünya firması haline dönüştürmek.

Ama zaten bilançosu hasarlı bir firmayı, gözlerinizi kapatıp yeniden kredi batağına iterseniz, dün kamunun üretimden elini çekmesi gibi, KOBİ’leri de yabancılaştırır ya da iflas ettirirsiniz. Bunun sonucu da işsizlikten üretimsizleşmeye kadar bir dizi açmazı beraberinde önünüze getirir.

Çok yanlış bir noktadan meseleye yaklaşılıyor. Bu yaklaşım tartışılmadıkça da yanlış üstüne yeni yanlışlar yapılıyor ve Türkiye ya üretimsizleşmeye koşuyor ya da KOBİ’ler, Pazar güçleriyle beraber yarına yatırım yapan batılı ya da doğulu yabancı firmaların yemi haline getiriliyor. Çok yazık...

27.10.2020 (Çetin Ünsalan)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Hamle doğru; sonuç da öyle olsun

Sorunu aşmadık; öteledik

Yerli ve milli ithalat

Değişen ne oldu?

Gerçekle yüzleşmeye hazır mısınız?

Ağbal, gölge bakan mı?

Virüs, ekonomiye yenildi

İzmir’de tarım yeniden doğuyor

Çok ayıp ediyorsunuz