25 Ağustos 2019 Pazar
LAFTIR KİŞİNİN  AYİNESİ İŞE BAKILMAZ…

Ali Ayhan Özçubukçu

LAFTIR KİŞİNİN AYİNESİ İŞE BAKILMAZ…

Geçmişte konuşarak para kazanan az sayıda meslek grubu vardı. Tuluatçılar ve din adamları ilk akla gelenler. Orta oyunu denen senaryonun olmadığı, aktüel konuların irticalen ifade edildiği, komedi ağırlıklı, gösteriler değişik karakterlerle sahnelenirdi. Kavuklu, Pişekâr, Zenne olarak adlandırılan oyuncular, mizah yeteneği gelişmiş, hazır cevap kişilerden seçilir ve bu özelliklerini konuşarak sergiler böylece ekmek parasını kazanırlardı.

 İlerleyen zaman içinde gelişen teknolojiyle birlikte, sunucu, spiker, dublaj sanatçısı, stand-up gösteri yapanlar, ve avukatlar gibi değişik alanlarda sesi ve sözüyle kariyer yapanlar çoğaldı. Bilhassa geniş kitleler tarafından sahnede, ekranda, ya da farklı platformlarda izlenen bu kesime meydanlardan ses veren politikacılarda eklendi. Esasen ülke yönetimine talip olmaları hasebiyle bu kategoride olmaması gereken siyaset erbabı, maalesef günümüz Türkiye’sinde konuşarak para ve şöhret sahibi olmanın en kolay ve basit örneklerini oluşturmaktadır.

Milletlerin bu günü ve geleceğini inşa ve ihya etmeleri icap eden bu kesimin, son yirmi yılda sadece konuştuklarına şahit olduk. Algılarımızla oynayarak sanal ve yalan bir dünyayı cennet müjdesiyle bizlere kabul ettiren siyaset bezirganları, yine konuşarak para kazanan imamların destek ve katkılarıyla olağan üstü bir güce kavuştu. Sadece hitabet gücüyle kitleleri etkilemenin belli bir mesafe aldırdığını ama nihai sonuca gidilemediğini de yaşadığımız bu süreç bizlere gösterdi. Bu gün  revaçta olan politikacı tip sadece günü ve kendisini kurtarırken, gerçek devlet adamı ise yarının endişesini taşır. Bu bakımdan gelişmiş ülkelerde iktidara talip olanlar konuşmaktan ziyade ortaya koydukları projeler ve güven veren kişilikleriyle ön plana çıkarlar. Temsil ettikleri milletin, hayatını kolaylaştıran icraatlar, güzelleştiren adımlar atarak isimlerini ölümsüzleştirirler.

Geçmişte, geleneksel anlayışımız, çok konuşan erkeği makbul ve muteber görmezdi. Az konuşmak erkek olmanın vazgeçilmez düsturu olarak kabul edilirdi. Bu konuda çocukluğumda yaşadığım bir hatıramı anlatmak isterim.” İkinci sınıf öğrencisiyim; anlaşılan şahit olduğum her değişik olayı merak ve istekle anlatmaya ve tabi dinletmeye çalışıyorum. Bu gayretimin takdir ve teşvik göreceğini düşünerek fazla ileri gitmiş olmalıyım.. Merhum Annem, merhum Babamın “bana kızdığını söyledi”. Sebebini sorduğumda aldığım cevap, terbiye anlayışımız gereği mutlak uyulması gereken bir kırmızı çizgiydi. ”Erkek çok konuşmaz”  Düşünün, erkek denilen sekiz yaşında bir çocuk. Ülkemiz insanları bu terbiye ikliminden nefes aldı. “Az laf çok iş.” “İştir kişinin ayinesi lafa bakılmaz.” “söz gümüş se sukut altındır.” Gibi klişe ifadeler, icraatı teşvik ederken çok söze “lafı güzaf” diyerek son noktayı koydu.

Ülkemizde siyaset, kahir ekseriyetle erkeklerin egemen olduğu bir alandır. Bu bakımdan erkeklerde az konuşmayı teşvik eden hâkim terbiye anlayışımız, maalesef son zamanlarda etkisini büyük ölçüde yitirdi. Tüm siyasi partilerin ilçe veya İl teşkilatlarından, taşradaki sivil toplum örgütlerine, dini vakıf yada cemaatlerden, hemşeri derneklerine varıncaya kadar sadece ve sadece konuşarak itibarın kazanıldığı “yeni denen Türkiye’de “yaşamaya çalışıyoruz.

İktidar partisi mensupları yada muhalefet partilerinin üyeleri, yüksek perdeden irat ettikleri nutuklarla prestij kazanmaya çalışıyor. Bol keseden yapılan vaatler, tenkitler her ortamda dile getiriliyor. Bilhassa dış politikanın hassas ve özenli olması gereken diplomatik lisanı bile günlük siyasetin, işporta tezgâhına düşürüldü. Gelişmiş bütün ülkelerin diplomasi dilinde konuşulmaz, semboller kullanılır.

Obama’nın verdiği resimdeki beyzbol sopası, anlayışı çok kıt olanların da gördüğü bir mesajı verdi. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçildikten sonra çok sert biçimde eleştirilmesi üzerine, İngiltere Kraliçe’si Elizabeth’in Ülkemize yaptığı iki günlük anlamlı ziyaret te gereken yerlere istenen mesajı verdi.

 Son zamanlar da parti kuracakları kesinleşen Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ‘a yönelik en küçük eleştiriyi yapamayanlar, söz konusu Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu olunca hakaretamiz sözleri maalesef kulaklarımız da çınlıyor. Buradan bir sonuç çıkarmak gerekirse; yerli ve milli olanlara yönelik her türlü tehdidi fütursuzca savuranlar, dış destekle siyasete girenlerin önünde iki büklüm eğilmekten utanmıyorlar.

Acı olan;  genel başkan yada seçmen olsun, tepeden bakarak, hakaret ederek prim yapanlar, emperyal projeler karşısında nedense kelam etmeyi unutuyorlar(!)…

10.07.2019 (Ali Ayhan Özçubukçu)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

GAZİANTEP İYİ PARTİ’DE BİLMECE

İYİ PARTİ'DEN BEKLENEN İYİ MESAJ

RANDEVU İÇİN ÇALIŞMAK

DALKAVUKLUĞA POYDOS

ÖRNEK BİR VATANSEVER

NECDET SEVİNÇ ADLI BİR EFSANE

KAMU GÖREVİ VE PARTİCİLİK

AKP’Yİ YENİ PARTİLER KURTARIR

İMAMOĞLU'NUN ATEŞLE İMTİHANI